Image Hosted by MyeHost.de

 

      2Mavi1Pembegül - Blogcu




2Mavi1Pembegül

8/1/2009 - ...Kendimi arıyorum, gören var mı?...

http://img2.blogcu.com/images/g/u/l/gulalee/snbn.jpg 

Mevlana Mesnevi’sinde bir hikâye anlatır:  

Bir adam, dostunun kapısına gelip, kapısını çalar. İçeriden gelen ses:
-Kapıyı çalan da kim, diye sorar.
Adam: “-BEN’im” diye cevap verince, dostu:
-“Git, şimdi zamanı değil, sonra gel” der.
Adam, kapıdan ayrılır ve bir yıl dostunun hasretiyle yanıp tutuşur. Bir yılın sonunda dostunun kapısına tekrar gelir. Reddedilme korkusuyla kapıyı çalar.
İçeriden gelen ses:
-“Kim o” diye sorar. Adam:
-“SEN’im” diye cevap verir.
Dost, adamı içeri davet eder:
-“Madem ki BEN’sin, içeri gir. Ev dar iki kişi sığmıyor” der.


Kaçımızın SEN’im diyebileceği, ruhunu birleştirebileceği biri var?

Kaçımız ben’ini sen yapmayı başarabildi

Çok sevdiğimizi söylediğimiz halde SEN’im diyemiyoruz sevdiğimize.

“Gerçek aşk” bu olsa gerek.

Sen-Ben değil, sevdiğimizle bir olmak.

 

Ne mutlu SEN’ini bulabilene…

alıntıdır

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/11/2008 - EVLILIKTE PAYLASMAK


Soguk bir kis aksami,Burgercinin kapisindan iceri yasli bir
amcayla teyze girmisler, bir masaya oturmuslar. Derken amca,
kasaya gidip 1 hamburger, 1 buyuk boy patates ve bir buyuk Cola
almis. Elinde tepsiyle masaya donmus, hamburgeri ikiye bolerek
yarisini teyzenin onune koymus, sonra butun patatesleri tek tek
sayarak onlarin da yarisini teyzeye vermis, sonra Cola kutusunu da
ortaya koymus, once bir yudum
kendisi iciyor sonra da teyze bir yudum aliyormus. Herkes "ne
tatlilar, iki tonton buraya gelmisler, bir kisilik yemegi ikisi
yiyorlar zavalliciklar" diye onlari izliyormus. Derken bir de
bakmislar ki teyzenin onunde hamburgerle, patatesler oldugu gibi
duruyor, kocasinin afiyetle yemek yiyisini seyrediyor, arada bir
de Cola'dan bir yudum aliyormus. Sonunda orda calisanlardan biri
dayanamamis, yanlarina gitmis; "affedersiniz, ben sizi izlemekten
kendimi alamadim lutfen izin verin size bir menu kendim
ismarlayayim." Yasli amca; "tesekkur
ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60 yildir evliyiz ve
herseyimizi iste
boyle paylasiriz" demis. Bunun uzerine genc adam teyzeye donmus;
"peki
ama teyzecigim, siz neden hamburgerinizi, patateslerinizi
yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?.." Yasli teyze yanit vermis;
"dişleri!.."

Budur İşte Evlilik...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2008 - BİR SİMİT..

 

Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı.

Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu.

Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

Öğretmeni, onun bu hâlini fark etti:

  - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

  - Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.

  - Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?

  - Ahmet arkadaşımız var ya…

  - Evet, ne olmuş Ahmet’e?

  - Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.

  - Ee?

- Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.

Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu. Nurhan

Öğretmen:

  - Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?

  - Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.

  - Nerede çalışıyorsun?

  - Simit satıyorum.

Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi. Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

Nurhan Öğretmen, Ali’ye döndü:

  - Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.

  - Çok zengin bir işadamı…

  - Niçin?

  - İnsanlara daha çok yardım etmek için…

  - Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak şimdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil; bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme; çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin.

Olmaz mı?

  - Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.

  - Neden olmaz?

  - Üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.

İkincisi: “Ağaç yaş iken eğilir.” deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam.

Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

Nurhan Öğretmen, karşısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

  - Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadım, dedi. Biraz açıklar mısın?

  - Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?

Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını “Evet” anlamında sallarken masanın üzerindeki paraları bir bir topladı.

Alıntı: bilvanis.net

Yorum (24) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/4/2008 - .: SANA BİR SÜPRİZİM VAR :.

Genç kız, el aynasında makyajını kontrol etti;

"-Gayet iyi." dedi.

Güzelliğinden emindi.

Çevresindeki erkeklerin pervane olmasından

zaten biliyordu güzel olduğunu.

Hayatın tadını çıkaran, rahat yaşayan biriydi.
Cep telefonu çaldığında, akşam arkadaşlarıyla

hangi eğlence yerine gideceğine karar vermeye çalışıyordu.

Telefondaki numaraya baktı, arayan annesiydi.
- Alo.kızım, nasılsın?
- İyiyim anne. Ne oldu *

- Sana bir surprizim var.
- Surpriz mi?
- Evet.Çok eski bir arkadaşım, dostum

şehrimize gelmiş..

- Eee kimmiş.

- Kim olduğu surpriz. Fakat, onu senin almanı istiyorum.

- Ben mi?
- Evet, senin iş yerine yakın olan parkı biliyormuş. Parka gitmesini ve seninle buluşmasını söyledim.

Senin de parka gidip onu almanı istiyorum.
- Anne, ben böyle şeyleri sevmem, kendin halletsen.
- Kızım 1-2 saatlik bir işim var.

Ayrıca seni bebekliğinden tanıyan bir arkadaşım.

Seni görünce mutlaka çok sevinecektir.
- Amaaan. Peki peki. Nasıl tanıyacağım.
-Evden çıkarken üzerine giydiklerini tarif ettim.

O parkta bazı oturaklar piknik masası şeklinde.

Parkın sinema tarafı girişindeki ilk piknik masasına otur. O gelince seni bulacak.
-Tamam anne..tamam.
- Kızım senden her gün mü bir şey istiyorum.

Üniversiteyi bitireli, hele de işe gireli

bir fatura yatırmaya bile göndermedim.
- Hemen darılma, tamam dedim ya.
O nasıl tamam demekse. neyse, hadi o zaman,

izin al da çık, bekletme.

Ben de işlerimi bitirip hemen geleceğim.
**** **** **** **** **** **** **** **** **** ****
Genç kız, izin alıp çıktı.

Kısa bir yürüyüşten sonra parka vardı.

Bu parkta daha önce hiç oturmadığını farketti. Arkadaşlarıyla hep paralı,

lüks eğlence yerlerine giderlerdi.
Annesinin tarif ettiği, girişteki ilk masayı buldu,

boş olan kısmına oturdu.

Masanın diğer tarafında bir köylü kadınla,

küçük kız oturuyordu.

Onlarla aynı yerde bulunmaktan utandığını hissetti. "-Annemin arkadaşı çabucak gelse de,

şunlardan kurtulsam" diye düşündü.

Köylü kadın çekinerek seslendi;
- Afedersin kızım, bir şey sorabilir miyim?
"Kızım" diye seslenmesi iyice sinirlerini bozdu.
- Ne var, adres mi soracan! ..
Sert çıkış karşısında kadın sesini alçalttı;
- Hayır kızım, başka bir şey soracaktım.
- Sizin gibi cahiller ya adres sorar, ya para ister.
Köylü kadının kızaran yüzüne aldırmadı bile.

O sırada şık ve lüks giyimli,

orta yaşlı bir kadının uzaktan yaklaştığını gördü.
"-Nihayet." diye düşündü.

Ayağa kalkıp kadını karşılamaya çalışırken,

kadın yanlarından geçip gitti.

Somurtarak geri oturdu.
Yanındaki küçük kıza daha sıkı sarılmış
köylü kadının

gözünden bir damla yaşın süzüldüğünü gördü.

Kadın gözyaşını saklamak için diğer tarafa dönünce bir yüzündeki büyük yanık izi göründü.

Genç kız manalı manalı güldü;

- Bak kolayca gözyaşı dökebiliyorsun,

yüzünde de çirkin bir yanık izi var.

Burda ne bekliyorsun geç bir köşeye aç mendilini ağla. Fakat ağlamayla benden bir şey koparacağını sanma, tamam mı.

Kadın dayanamadı;
- Cahil deyip duruyorsun. Ne cahilliğimi gördün. Tanımadığım bir kadına,

torununun yanında hakaret mi ettim! .

- Oooo... laf yapmayı da biliyormuş

-Anlaşıldı kızım, sen üniversite bitirmiş,

çok şey öğrenmiş olabilirsin ama insanlıktan sınıfta kalmışsın. Torunumu okutmak için uğraşacaktım. Fakat seni görünce vazgeçtim.

Yaşlı kadın, küçük kızı alıp masadan kalkarken, boşalan yere doğru şık giyimli bir kadın yaklaştı. Cevap vermek için hazırlanan genç kız zengin giyimli, şık kadını görünce uzaklaşan yaşlı kadına cevap vermekten vazgeçti. Yaşlı kadın geriye bakmaya çalışan küçük kızın başını eliyle engelledi.
**** **** **** **** **** **** **** **** **** ****
Bir süre sonra, genç kızın annesi parkta yanına geldi.
- Merhaba kızım, Zeynep teyzen nerde?
- Kimse gelmedi anne. En son bir bayan geldi, yanıma oturdu. O da sadece dinlenmek için gelmiş biriymiş.
- Allah Allah! ... giyindiklerini çok iyi tarif etmiştim, seni nasıl bulamadı anlamadım.

Yanında küçük bir kız olacaktı.

Genç kız bir an durakladı.
-Küçük bir kız mı?
- Evet
- Anne! . biz zengin, kültürlü insanlarız. Herhalde arkadaşın da zengin, kültürlü biridir, değil mi?

- Kültürsüz değil ama zengin değil.
- Sakın bana köylü bir kadın olduğunu söyleme.
- Köyden gelen kadına ne denir ki! ..
- Oh. iyi iyi, köylü kadınları karşılamaya beni gönderiyorsun.

- Kızım, o kadına bir borcumuz vardı.

O zamanlarda borcumuzun karşılığı bir şey veremedik. ' - Gün gelir, bir ihtiyacım olduğunda,

ben kapınızı çalarım'. Dedi

ve işte bu gün kapımızı çaldı.
-Ne istiyormuş?
- Torununu okutmamızı istiyor.

Baban şimdi arabayla gelip hepimizi alacak,

kayıt için okula götürecek.
- Anne, o köylü kadına ne borcun olabilir ki, anlayamadım?
Annesi, kızının öfkeli ses tonuna dayanamadı;
- Kızım, sen bebekken biz köydeydik.
- Eee.
- Sana yıllar önce bahsetmiştim,

köydeyken evimiz yandı,

biz de inekleri,atları,tarlaları neyimiz varsa hepsini satıp köyden göçtük, demiştim.
-Evet, hatırladım.
- O yangınla ilgili bir ayrıntıyı,

seni üzülebilir veya seni evde yalnız bıraktığımız için darılabilirsin korkusuyla anlatmamıştık.
- Herhalde şimdi anlatacaksın.
- Baban evde yoktu,

ben de su doldurmaya köy pınarına gitmiştim.

Lodos mu ne diyorsunuz,

işte o rüzğar bazen ters esiyormuş,

yukardan aşağı filan.

Sen beşikte uyuyorken rüzğar bacadan içeri esince közler ocaklıktan tahtalara sıçramış, yangın başlamış. Pınar yerinden dumanları görüp koştuğumda

alevler heryeri sarmıştı.

Birazdan yıkılacak gibi görünen eve

yine de girmek için atıldığım anda

Zeynep teyzen kucağına seni almış olduğu halde

dışarı fırladı.

O sahneyi hiç unutamam;

onun kucağından seni aldığımda o çığlıklar atıyordu.

- Niçin?

- Seni kurtarırken, sağ tarafı yanmıştı.

Gelince görürsün sağ yanağında ağır bir yanık izi var. Çok acı çekti çook. Dur ağlama,

seni bu kadar üzeceğini bilmiyordum.

Tamam kızım, bak makyajın akıyor, ağlama.

Hah! .. baban da geldi.

Fakat Zeynep teyzen hala bizi bulamadı.

alıntıdır

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/2/2008 - ana kuzusu

Cuma namazındaydık. Sağ tarafımda yaşlı bir adam, onun sağında ise tek kişilik boş yer vardı. Yaşlı adam, farza kalkarken arkaya döndü ve boşluğun gerisinde duran 14-15 yaşlarındaki gence:
- Saf'ı doldur evlâd, dedi. Gel yanıma.
Çocuk, mahcup bir ifâdeyle:
- Mümkünse burada kılmak istiyorum, diye kekeledi. Oraya başkası geçebilir.
Yaşlı adam, çocuğun üzerinde bulunduğu uzun tüylü yeşil halıyı göstererek:
- Ne o dedi. Yoksa orası daha yumuşak diye mi gelmiyorsun?
Ve öfkeyle devam etti:
- Anne kuzusu, ne olacak...
Namaz bittiğinde, yaşlı adamın Cuma'sını tebrik ettim. Arkadaki genç de gelerek onun elini öptü. Adam, söylediklerine çoktan pişman olmuştu. Delikanlının nurlu yanaklarını okşarken:
- Sana 'anne kuzusu, dediğim için kusura bakma yavrum, dedi. Bir anda ağzımdan kaçtı işte...
Çocuğun gözleri dolu doluydu. Başını yere eğerken:
- Bu söylediklerinizde haklısınız efendim, dedi. Üzerinde namaz kılmak için ısrar ettiğim halı, vefât ettiğinde annemin tabutuna örtülmüştü. Orada secdeye kapandığımda, sanki beni kucaklamış gibi oluyor da...
alıntıdır
Yorum (19) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayatımın anlamı 2mavi1pembegül üm var... Sevgili blog dostlarımla birlikte,sevgiyle yapılan herşeye,her emeğe,tümgüzelliklere sevgiyleyolculuk yapmaya geldim...

Kategoriler

  • AILEME
  • ANLAMLI HIKAYELER
  • DINI YAZILAR
  • DOSTLARA
  • DUALAR
  • GULLERIME
  • HOBILER
  • ISTANBUL
  • RESIMLER
  • SAGLIK
  • SIIRLER
  • SOBELER
  • YAZILAR
  • Image Hosted by ImageShack.us

    ARKADAŞLARIM

    sevgikalpli
    sadiyedemir
    sinifdizisi
    fadime47
    taytay
    resulevuslat2
    koddunyam
    teknikpcdersleri
    oktayusta
    mustafa1yesil
    mkstyle
    guzelbayan
    ahsapboyaci
    canesim
    metekan
    farklimevzular
    aydanur42
    mustakim
    sirad
    bebekorguleri
    fiberoptikci
    sivist
    zeynaa
    fildisikule
    htmlkodlayici
    buselihayat
    evininhanimi
    mehmetorhandurdu
    selmahlc
    askhikayelerimiz
    kadinlarkulubum
    eglencecafe
    sanaldagarcik
    geridekalanlarinizibu
    hobici
    okyonusmelegi
    hasbihalim
    duygularayolculuk
    canon766
    cipis
    hakkdostu
    fiskos
    pelinimm
    bahardali
    hanifem
    anne66
    1964anne
    goznuru
    orgun
    ResuleVuslat
    kartopum
    caganimla
    Huzuryolu1
    sariakasya
    PapatyaDiyari
    YurekEsintileri
    bennur76
    tumguzellikler
    sevgiylekalin
    akgunkaya
    danteldantel
    ozlemlehayat
    cemilekaran
    cennetedavett
    Elifcee
    koyundanyavasgerek
    sevgicebiseyler
    gonuldostu1
    Funda2008
    dahafazla
    sonsuzlukkervani
    huzuraskeri
    sibelim69
    igra
    hayattandamlalar
    yasaklisair
    giz
    Bahram
    kadifece
    seniseviyorumsemra
    serpil69
    emostili
    290405
    EmineDantelOrgu
    hgsno
    baharhabercisiyim
    lotuse
    alacahasret
    ceylinnazz
    vuslatagecis
    ebvaa
    byHaktan
    boyacicocuk
    1kumtanesi
    sessizciglik1
    kartanesivegeceninyargici
    azmavi
    gocmenkizi
    ozgur544
    yakzan

    Google